• Slide
  • Slide
  • Slide
    Mustafa Kemal Atatürk
    Adalet gücü bağımsız olmayan bir milletin, devlet halinde varlığı kabul olunamaz.
  • Slide

BOŞANMA (ÇEKİŞMELİ VE ÇEKİŞMESİZ BOŞANMA)

Boşanma; eşler hayattayken, kanunda öngörülen bir sebebe dayanarak işleyen yasal bir süreçtir ve eşler arasındaki hukuki, duygusal, ekonomik ve cinsel birlikteliğin sona erdirilmesidir. Boşanma davası açılabilmesi için geçerli bir evliliğin de olması şarttır. Yine boşanmak için kusursuz olmak da gerekmiyor; tamamen veya daha az kusurlu taraf da dava açabilmektedir. Burada kusurun önemi boşanmanın fer’i sonuçları olan nafaka tazminat, velayet vs. konularında  kendini göstermektedir.

Boşanma davası açmaya hakkı olan eş, dilerse boşanma dilerse de ayrılık isteyebilir. Boşanma sebebi ispatlanmış olursa, hakim boşanmaya veya ayrılığa karar verir. Eğer açılan dava yalnız ayrılığa ilişkinse, tarafların boşanmasına karar verilemez; dava direk boşanmaya ilişkinse, ancak ortak hayatın yeniden kurulması olasılığı bulunduğu takdirde hakim ayrılığa karar verebilir.

Boşanma Sebepleri Neler Olabilir?

 

            4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’nda boşanma sebepleri 161-166. maddeler arasında sınırlı sayıda sayılmıştır. Bunlar ;

  • Zina,
  • Hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış,
  • Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme,
  • Terk,
  • Akıl hastalığı,
  • Evlilik birliğinin sarsılması,

olarak sıralanmıştır.

Bu sebeplerden birine dayanarak eşlerden biri çekişmeli olarak boşanma davası açabilecektir. Bununla birlikte kanun boşanmanın ancak haklı bir sebebin varlığı halinde mümkün olabileceği hükmünü getirmiştir ve böylece evlilik birliğinin devamını sağlamaya ve aile kurumunu korumaya çalışmıştır. Fakat evliliğin kişiler için çekilmez hale gelmesi de boşanma sebebi sayılmış ve Çekişmesiz(Anlaşmalı)  Boşanma kurumu getirilmiştir. Belirtmemiz gerekir ki Türk Medeni Kanunu’nda anlaşmalı boşanma ve çekişmeli boşanma şeklinde bir tanımlama bulunmamaktadır. Bu ayrım uygulamada oluşan bir ayrımdır.

Çekişmesiz (Anlaşmalı) Boşanma Davası

            Evlilik birliğinin kişiler için çekilmez hale gelmesi durumunda çiftler tüm hususlarda anlaşarak evlilik birliğini sona erdirmek için mahkemeye başvurabilirler. Eşler, eğer çocuk var ise velayet, eğer talep ediliyorsa nafaka, maddi-manevi tazminat ve malların paylaşımı konusunda uzlaşırlarsa, bu anlaşılan konularda hazırlanan ve karşılıklı imzalanan protokol ve bir dava dilekçesi ile mahkemeye başvurarak dava sürecini başlatırlar. Tüm hususlarda anlaşma sağlanması ve anlaşmaya engel bir durum da söz konusu olmadığı takdirde çekişmesiz boşanma ile evlilik sona erer. Ancak unutulmamalıdır ki evliliğin üzerinden 1 yıl geçmeden anlaşmalı boşanmak mümkün değildir.

Çekişmeli Boşanma Davası

 

Tarafların eğer çocuk var ise velayet, eğer talep ediliyorsa nafaka, maddi-manevi tazminat ve malların paylaşımı konusunda bir anlaşmaya varamaması ve bu konularda bir tarafın talebinin diğer tarafça kabul edilmediği davalar çekişmeli boşanma davası olarak nitelendirilir. Bu tür boşanma davaları  boşanma sebeplerini  iddia edenin ispatla yükümlü olduğu davalardır.

Boşanma davası açıldıktan sonra hakim, dava süresince ortaya çıkabilecek olumsuz durumlara karşı geçici önlemler almak zorundadır. Bu geçici önlemler içerisinde eşlerin barınması, geçimi, eşlerin mallarının yönetimi ve çocukların bakım ve korunması için nafaka tedbirleri yer almaktadır. Boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek olan taraf daha az kusurlu olmak şartıyla karşı taraftan mali gücü oranında süresiz olarak  nafakası talep edebilir. Yoksulluk nafakasında, nafaka talebinde bulunan tarafın boşanma nedeniyle hayat standartlarında meydana gelen değişim dikkate alınmalıdır. Bu nedenle de nafaka belirlenirken tarafların hayat standartlarının en başta tam olarak belirlenmesi gerekmektedir.

Müşterek çocuğun velayeti konusunda anlaşmazlığa düşülecek olursa, kendisine takdir yetkisi tanınmış hakimler çocuğun mefaatini gözeterek karar vermek zorundadır. Çocuğun menfaati gözetilirken hangi ebeveynin çocuğa daha iyi gelecek sağlayacağı, çocuğun kimi tercih edeceği ya da çocuğun ihtiyaçlarını  kimin daha iyi karşılayacağı gibi unsurlar göz önüne alınarak değerlendirme yapılmaktadır. Hakim tarafından velayetin kime verileceğine karar verilirken dikkate alınacak hususlardan bir diğeri ise çocuğun yaşıdır. Zira, henüz anne bakımına muhtaç olan bir çocuğun anneden alınarak babaya verilmesi, çocuğun sağlığı ve kişisel gelişimi açısından çocuğa büyük zararlar verilebilecektir. Dolayısıyla, küçük çocuğun velayetinin kime verileceği konusunda toplumdaki genel kanı, çocuğun bu dönemde anne şefkatine daha fazla ihtiyaç duyduğudur.

Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddî tazminat isteyebilir. Yine boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevî tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir.

Boşanan Kadının Kişisel Durumu Ne olacak?

 

Boşanma hâlinde kadın, evlenme ile kazandığı kişisel durumunu korur; ancak, evlenmeden önceki soyadını yeniden alır. Eğer kadın evlenmeden önce dul idiyse hâkimden bekârlık soyadını taşımasına izin verilmesini isteyebilir ve mahkemece de bu yönde karar verilebilir.

Bunun dışında kadının, boşandığı kocasının soyadını kullanmakta menfaati bulunduğu ve bunun kocaya bir zarar vermeyeceği ispatlanırsa, istemi üzerine hâkim, kocasının soyadını taşımasına izin verir. Koca, koşulların değişmesi hâlinde bu iznin kaldırılmasını talep edebilir.

Yetkili ve Görevli Mahkeme Hangisidir?

 

Boşanma davalarında görevli mahkeme Aile Mahkemeleri’dir. Boşanma veya ayrılık davalarında yetkili mahkeme ise, eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir. Boşanmadan sonra açılacak nafaka davalarında, nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmadı.

Yorum Yaz


En fazla 500 karakter. 500 karakter kaldı.

Referanslar